Arı ve Bal
Balla Yaşam
Ballı Yaşama Katılın

Arı

Arı;

Besin ve ilaç olarak benzersiz üstün değerini ve kullanımını açıklayacağımız bal ve polenin insanlar tarafından herhangi bir alet, makina, vs. ile çiçeklerden alınması imkansız denilecek kadar zor olduğu için, bizlere bu ürünü sunan arının yaşamını, ürünleri olan polen, bal, arı sütü ve propolüsi de yapılan bilimsel araştırmalara göre tanıtmayı uygun gördük. Bu ürünleri besin veya ilaç amaçlı olarak kullanırken, ne olağan üstü işlemlerden geçerek önümüze geldiğini bilmek bu ürünlere daha çok önem vermemize ve kullanmamıza neden olacaktır sanıyoruz..

Bir arı kolonisi, bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir.

Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür. Temel görevi ise yumurtlamaktır. Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur, onun dışında diğer dişiler erkeklerle çiftleşemezler. Kraliçe, yumurtlamadan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.

Erkekler ise, dişilerden iridirler ama ne iğneleri vardır, ne de kendileri için besin toplayabilecek organları. Tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kovanda petek örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, kovan ısısını düzenleme, temizlik, savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi arılar yaparlar.

Bal arısı (Apismellefika) böcek sınıfının zar kanatlılar takımının arıgiller familyasında bir hayvandır. doğal barınaklarda veya insan eliyle yapılmış kovan denilen özel yuvalarda topluca yaşarlar. Toplum hayatları ve yaşamları içinde ayrı ayrı görevleri vardır.

Bu görevleri onlara başka arılar öğretmezler. Arılar, pek çok diğer arılar ve canlılar gibi yetenekleri ile birlikte doğarlar. Tanrı onlara içgüdü dediğimiz ir duygu vererek adeta programlamıştır.

Arı topluluğunda dış görevler işçi arılarındır. İşçi arılar kısırdırlar ve üreme özellikleri yoktur. Kışın 5-6 ay yazın 40-50 gün yaşarlar. Arı kovanının tüm işlerini yaparlar. Çiçek tozu (Polen) toplar bal özü yiyip petek ve bal yapar, kraliçe arı ve larvalara bakıp besler, kovanı temizler ve zehirli iğneleri ile kovanı ve kraliçeyi düşmanlarına karşı korurlar.

Kovandan çıkan işçi arı günde yaklaşık 5 saat çiçekten çiçeğe konarak 4000-5000 defa bal özü emip polen toplar.

Çiçeğe konan arı, çiçek ortasındaki balözü denilen tatlımsı sıvı nektarı hortumsu ağzı ile emer. Aynı çiçeğin başçık kısmında bulunan polen tozlarını da ön ayakları ile alıp buna bazı tutucu enzimler ekleyerek arka ayaklarında bulunan ve polen sepetçiği denilen çukura toplar. İki sepetçiğin ve ön midesinin dolması ile geldiği kovanına dönen arı, ön bal midesindeki balı genç işçilerin ağzına aktarır. Onlar da dilden dile geçirerek bal özü nektardaki suyun buharlaşıp kaybolmasını sağlayıp, önceden hazırladıkları boş peteklere doldururlar. Üzerini bal mumu kapağı ile kapatırlar. Bu sıvı artık bildiğimiz baldır.

Poleni ise kraliçeyi beslemek ve arı sütü yapımında kullanmak üzere bazı petek gözlerine depolarlar. Erkek arılar ilkbahar da ortaya çıkar ve kraliçe arı ile çiftleştikten sonra kovandan atılırlar.

Kraliçe arı kovanda tek bulunur. 4-5 yıl yaşar bir defa çiftleşmeyle gün de 2-3 bin yumurta yumurtlamak suretiyle ömür boyu 1 milyondan fazla yumurta yumurtlayıp neslini devam ettirir. Kraliçe arı sürekli işçi arılar tarafından arı sütü ve polen karışımı ile beslenir. Arı sütü, işçi arılardan bakıcı olanların yutak altı bezlerinin ürettiği, vitaminlerce zengin bir madde olup, çiçek tozu polen ve ballarla karıştırılarak kraliçe arıya yedirilir. Kraliçe arının yumurtladığı özel gözenekler vardır.

Yumurtalar 3 gün sonra çatlayarak açılırlar ve içinden gözsüz ve bacaksız kurtçuklar (larvalar) çıkar. larvaların hepsi 3-4 gün hizmetçi arılar tarafından sadece arı sütü ile beslenirler.

Hızla büyüyerek bu 3-4 günlük sürede doğuştaki ağırlıların 1000 misline çıkarlar. Bundan sonra ise arı sütü yerine polen ile karıştırılmış bal yerler. Sadece bir kaç seçiliş larva erkek arı olup döllenme yapacağı arı sütü ile beslenmeye devam edilirler. 6 günde 1570 kere büyüyen larva, altıncı günün sonunda koza devresine girerler. Bakıcı arılar koza gözeneklerinin ağzını balmumu bir kapak ile kapatırlar. 12 günlük koza devresinden sonra ise kapağı yırtarak çıkan genç arılar hemen 40 günlük ömürleri boyunca yapacakları görevlere başlarlar. Bu düzen böyle devam eder gider.

Arının macerası kovanı terketmekle başlar. Arıdaki koku reseptörleri o kadar hassastır ki bu reseptörler kilometrelerce ötedeki güzel kokulu bir nektar çiçeğinin bile varlığını algılayabilir. Arı çiçeğe vardığı vakit nektarını ağız aletleriyle içine çekmeye başlar.

Arının diğer bir mucizevi özelliği ise geldiği yolu hiç şaşırmadan kilometrelerce ötedeki kovana tekrar ulaşabilmesidir. Arı yolculuk esnasında midesine depoladığı nektarı bala dönüstürmektedir. Bunu ise midesindeki o eşsiz enzimlerle gerçekleştirir. Kaynakwh: Bir Arının Hikayesi

Arının sahip olduğu bu mükemmel özellikler bununla da bitmez. Altıgen petekler üreten arılar bir mimara bile parmak ısırtacak ince hesaplamalar yaparlar.

Matematikçiler arıların niçin peteklerini beşgen, dörtgen, üçgen veya sekizgen değilde altıgen yaptıklarını merak edip hesaplamaları kağıda dökmüşler. Karşılaşılan sonuç ise insana adeta "Arı ne zaman matematik öğrendi " dedirtiyor.

Altıgen diğer çokgenlere göre kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretmektedir. Böylelikle malzemeyi tasarruflu kullanarak balmumu israfını önlemiştir. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Tabii arıların mucizeleri bununla da bitmiyor.

Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşa eder.

Böyle yapmasının nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesi içindir. İlginç olan ise bu açının hiçbir zaman şaşmamasıdır.

Arılar peteklerini üretirken kovanın farklı yerlerinden başlarlar. Fakat arılar o kadar hassas hesaplamalar yaparlar ki peteklerini merkezde kavuşturmalarına rağmen altıgenlerin simetrisinde bir bozukluk olmaz.

Başka bir şekilde açıklayalım.

Kovanın 4 köşesinden arılar peteği inşaa etmeye başlıyorlar. Her bir arı altıgenleri kusursuz bir biçimde meydana getiriyor. Kovanlar köşelerden merkeze doğru ilerliyor ve en sonunda merkezde birleşiyorlar. Arılar öyle bir hesap yapmıştır ki merkezde birbirleriyle kavuşan altıgen grupları birbirine yapıştırıldığında sanki altıgen yapımına merkezden başlanılmış gibi bir izlenim verir. Ve dahası petekteki altıgenlerin her biri aynı boyutta olup aralarında büyüklük olarak 1 mm bile fark yoktur.

Gerçekten çok ince hesaplar üzerine oturtulmuş bu mimari eserin düşünme yeteneği olmayan küçücük böcekler tarafından yapılması, bir güç tarafından insanların hizmetine verildiğini göstermektedir.

Ana arı
Her kovanda bir tane ana arı bulunur. Kraliçe arı, bey arı, ece arı gibi değişik isimler de verilir. Ana arının temel görevi yumurta yaparak arı kolonisinin çoğalmasını, böylece neslinin devam etmesini sağlamaktır.

Ana arı görünüş olarak kovandaki diğer arılardan daha uzun ve gösterişlidir. Zaman zaman erkek arılarla karıştırılır. Ana arının kanatları erkeğinkinden kısa, vücudu daha narin olmakla birlikte; boyu daha uzundur. En açık fark, kanatlarının vücudunun yaklaşık yarısı uzunluğunda oluşudur. Vücudunun alt kısmı sarı, üstü ise diğer arılara nazaran daha koyu bir renktedir.

Ana arı, işçi arıların yaptıkları görevlerin hiçbirini yapmaz. Bacaklarında fırça ve çiçek tozu kesesi yoktur. Dili de çiçeklerin balözünü emmeye yetecek kadar uzun değildir. İğnesini ise insanlara saplayamaz, yalnızca rakiplerini bertaraf etmek için kullanabilir.

Ana arı uzun ömrü süresince oğul verme ve döllenme uçuşu hariç, kovandan dışarı hiç çıkmaz.

Ana arı, arı kolonisi içinde döllenmiş yumurta yapabilme yeteneğine sahip tek yaratıktır. Herhangi bir nedenden dolayı ölmesi ya da bu yeteneğini kaybetmesi o koloninin yok olması anlamına gelir.

Aynı kovanda iki anaarıya asla yer yoktur. Böyle bir şey olması halinde iki arı arasında birisinin ölümüyle sonuçlanacak bir kavga başlar. Yalnızca oğul mevsiminde işçi arılar ana arıların birbirlerini öldürmesine izin vermezler.

Arı kolonisi için hayati önem taşımasından ötürü, işçi arılar ana arının etrafında adeta pervane olurlar. Onu büyük bir özveriyle korurlar ve beslerler. Onun için kendilerini feda etmekten hiç çekinmezler. Ana arı ağzını açar açmaz dört, beş işçi arı hemen onun ağzına bal doldurur.

Ana arının yumurta bırakma işlemi süreklidir. Hiç dinlenmez. Ana arı bir günde oldukça yüksek sayıda yumurta bırakabilir. Bu sayı mevsiminde günde 3.000'i bulur. Bu kadar yumurta kendi ağırlığının yaklaşık iki buçuk katı kadardır.

İşçi Arı
İşçi arılar, arı kolonisinin en kalabalık grubunu meydana getirirler. Mevsimine göre bir kolonide sayıları 10.000 ile 100.000 arasında değişir. İşçi arı cinsiyet olarak dişidir fakat yumurtlama gibi bir fonksiyonu yerine getirmez.

Arı kolonisinin faal olduğu ilkbahar ve yaz günlerinde bir işçi arının ortalama ömrü 40-50 gündür. Daha çok kovan içinde geçen kış mevsiminde 4-5 aya çıkar.

Bir kovandaki işçi arısının çokluğu ve çalışkanlığı o kovanın gücünü ve verimini gösterir. Bir işçi arı kendi ağırlığı kadar yükü taşıyabilecek güçtedir.

Kovanın iç ve dış işlerinin tümünü işçi arılar görürler. Aralarında yaşlarına göre belirlenmiş sıkı bir işbirliği vardır. Daha kolay olan iç işleri genç işçi arılar, dışarıdaki işleri ise tecrübeli olan yaşlı işçi arılar yapar.

Kovan içi işler sırasıyla şunlardır:
-Petek gözlerini temizlemek.
-Yeni petek gözleri inşa etmek.
-Kovan içi temizliğini yapmak.
-İçeride ölen arıları dışarı atmak.
-Larvaları beslemek.
-Yavruların üşümesini engellemek için kovan içi ısısını sabit tutmak.
-Dışarıdan gelen işçi arıların ballarını teslim alarak peteklere yerleştirmek.
-Balın kıvamına gelip olgunlaşması için gereken önlemleri almak.
-Bal doldurulmuş olan petek hücresinin üzerine kapatmak.
-Özellikle sıcak olan günlerde kovan içi ısısını ve nem dengesini sağlamak için kovan girişinde kanat çırparak hava sirkülasyonu sağlamak.
-Kovanı dış tehlikelerden korumak için kovan girişinde bekçilik yapmak.
-Ana arıyı beslemek ve ona yardımcılık yapmak.
-Kovan içindeki çatlakları ve gerektiğinde kovan girişini propolis ile kapatmak.
 Bir kovanda daha çok tecrübe gerektiren ve daha tehlikeli olan dışarıdaki işler ise şunlardır:
-Bal toplamak.
-Prepolis toplamak.
-Polen toplamak.
-Su taşımak

Erkek Arı
Vücut yapısı olarak işçi arıdan büyük, ana arıdan küçük görünüşlüdür. Kovandaki tek fonksiyonu ana arının döllenmesini gerçekleştirmektir. Bu dölleme işi de sadece bir tek erkek arıya nasip olur. Genellikle kışın kovanlarda erkek arı bulunmaz. İlkbaharda doğarlar ve sayıları yaklaşık olarak 100 ile 500 arasında değişir.

Erkek arı dişi arının yerine getirdiği bal, polen toplama ya da kovan içi hizmetlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü vücut yapısı bunlara uygun değildir. İğnesi de yoktur bu yüzden sokucu özelliğe sahip değildir. Dışarıda gezerek kendi karnını bile doyuramaz. İşçi arıların getirdiği bal ve polenle beslenir. Sonbahar gelip bal mevsimi bittikten sonra işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilirler.

Sosyal Düzen
Arı kolonisi çok sıkı bir sosyal düzen içinde yaşar. Bütün arılar içgüdesel olarak bu düzeni bilir ve hayatını bu kurallara uygun olarak devam ettirir. Kovanda her arının görevi kesinlikle bellidir. Arılar bu görevlerin dışına çıkamazlar.

Arı kolonisi açık alanda yaşama düzenine sahip değildir. Ya insanlar tarafından yapılmış kovanlarda ya da doğal ortamlarda bulunan oyuk ve kovuklarda yaşar.

Arı kolonisinin yuva içindeki yaşam alanı ise peteklerdir. Gerek doğal ortamda gerekse kovan içinde olsun arı muhakkak kendisine petek yapar. Balmumundan örülen petek gözleri, hem besin deposu hem de ana arının yumurtalarını bıraktığı bir yavrulama alanıdır.

Bütün dünyadaki balarıları petek gözlerini aynı şekilde yapar.

Arı kolonisi bir tür kadınlar cumhuriyetidir. Hakim olan unsur dişi arılardır. Erkek arıların yalnızca kraliçe arıyı döllemekten başka bir fonksiyonları yoktur.

Arı yaşam alanı olan kendi kovanına kesinlikle pislemez. Aradan kaç gün geçerse geçsin dışkılamak için dışarı çıkmaya fırsat kollar. Kış mevsimi hariç hiçbir arı kovan içinde ölümü beklemez. Öleceğini anlayan arı kovandan olabildiğince uzaklaşır.

Bir kovanda, ana arının yaşlandığı durumlar dışında, asla 2 ana arı birden olmaz. Olması halinde sonu ölümle biten bir kavga başlar.

Ana arı verimsizleştiğinde yeni ana arı doğup, çiftleşip sağlıklı bir şekilde döllenmiş yumurta bırakıncaya kadar, yaşlı ananın yaşamasına izin verilir.

Bütün arı kolonilerinin birbirinden ayrılan kokuları vardır. Arılar kendi kovanlarına girmek isteyen yabancı arıları bu kokudan tanırlar ve giriş yapmalarına izin vermezler.

Arılar kendi kovanlarını şekil olarak değil, bulunduğu yer itibariyle tanırlar. Bir kovan 1 metre öteye taşınsa bile dışarıdan gelen arı kendi kovanını bulamaz.

Araziye nektar ve polen aramaya çıkan kılavuz arılar geri döndükten sonra kovanın üstünde kendine özgü yaptıkları dansa benzer hareketlerle, kaynağın yönünü ve yerini anlatırlar.

Her arı nektarını aldığı çiçeğin üzerine kokudan bir işaret bırakır ve artık o çiçeğe başka bir arı uğramaz.

Başka bir canlıyı sokan arının sonu ölümdür fakat kovanı korumak için hiçbir arı ölümüne mal olacak sokma olayını gerçekleştirmekten çekinmez.

Bal toplama mevsiminde bir işçi arının ömrü yaklaşık olarak 40 gündür. Yani hiçbir işçi arı topladığı balı kışın kendisi yiyemez.

Bazı şeyler değişmemeli, ne şimdi ne de gelecekte...