Arı ve Bal
Balla Yaşam
Ballı Yaşama Katılın

Bal

" HER SABAH BİR KAŞIK SAF ÇAM BALI YE ÖMÜRBOYU HASTALIОI UNUT "

"Bal bir mucizedir, mucizeler paylaşmak içindir"

Kainatın tek sahibi yaratan Allah'ın son tebliği olan Kuran-ı Kerim' in 16.ncı Nahl suresindeki 68. ve 69 uncu ayetlerinde;

Rabbin bal arısına şöyle vah yetti, Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklarda kendine evler (kovan) edin, sonra benim için boyun bükmüş çiçeklerin ve meyvelerin hepsinden yiyerek karnından çeşitli renklerde şerbet(bal) çıkar.

Karnından çıkardığın şerbette (balda) insanlar için şüphesiz şifa vardır.

BAL,
Arıların çiçek nektarlarını bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp bal peteklerine depoladıkları "tatlı madde'' olarak tanımlanmıştır. Tanımından da anlaşılacağı gibi bal saf ve doğal olmalıdır.

Balın kimyasal yapısı
Genel olarak balın yaklaşık % 80'i değişik şekerlerden, % 17'si sudan meydana gelir. Geri kalan % 3'lük kısım başta enzimler olmak üzere diğer değerli maddelerden oluşur. Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, aliminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineraller vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı olarak ta kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için tercih edilirler. Balın yapısındaki enzimlerin bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelir. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı yüksek olup bu ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.

Balın fizyolojik etkileri
Bal insanoğlunun tükettiği en eski gıdaların başında gelmektedir. Bal binlerce yıldan beri hem enerji sağlayan değerli bir besin maddesi olarak, hem de yara ve yanıkların tedavisinde ve bir çok hastalıklarda ilaç niyetine kullanılmaktadır. Balın şifa verici özellikleri başta Kur'an olmak üzere birçok kutsal kitapta da belirtilmektedir.

Balın fizyolojik özellikleri ve kullanımı konusunda yüzlerce literatür bulunmaktadır.

BAL bir doğal enerji kaynağıdır. Bu nedenle bebekler, yaşlılar, sporcular, hasta ve düşkünlerle birlikte normal sağlıklı insanlar tarafından da severek ve bilinçli olarak tüketilmektedir.

BAL yeni doğan bebeklerde sütten yararlanmayı ve kemiklerde Kalsiyum fiksasyonunu artırmaktadır. Sadece süt ile beslenen bebeklerde oluşan kansızlığı (anemi) ve anorexiayı önlemektedir.

BAL iştah artırmakta, enerji ve direnç kazandırmaktadır.

Balın Sindirim Sistemine Etkileri
Bal besinlerin daha hızlı sindirilmesine neden olmakta, sindirim sistemi enfeksiyonlarında, kabızlığın giderilmesinde oniki parmak bağırsağı ülserlerinde ve karaciğer rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Balın Solunum Sistemine Etkileri
Bal karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz, ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Balın Yara ve Yanıklarda Kullanımı
Bal günümüzde modern tıpta besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle birçok kozmetik kremlerinde, açık yaralarda, yatak yaralarında, ülserlerde ve yanıklarda doğrudan sürülen ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Bal enfeksiyonları önlemekte, doku oluşmasını hızlandırmakta ve yara ve yanık izlerini azaltmaktadır (Hutton 1966; Manjo, 1975; Armon, 1980 and Dumronglert, 1983). Eşit miktardaki bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde 3 kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği bildirilmektedir (Lu~hrs, 1935; Lu cke 1935)

Balın Göz Hastalıklarında Kullanımı
Balın bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği bildirilmektedir.

Şeker Hastalığı ve Bal
Zaman zaman hakiki (!) balın şeker hastalığına iyi geldiği şeklinde yazılar çıkmakta veya söylentiler duyulmaktadır. Bunun bilimsel bir dayanağı yoktur ve yanlıştır. Bal da kan şekerini yükseltir ve fazla alındığında şeker hastalarını komaya sokabilir. Ancak eşit miktarda alınan bal, kan şekerini çay şekerine oranla daha az yükseltmektedir. Bu nedenle şeker yerine az miktarda bal kullanılabilir.

Balın Antimikrobiyel Aktivitesi
Balda mikrop üreyemez çünkü;
Şeker konsantrasyonu çok fazladır.
Balın pH sı 3.5-4.0 civarındadır.
Baldaki enzimler inhibin (H2O2) oluşmasına neden olur.
Not: Isıtılmış ballarda antimikrobiyel aktivite görülmez veya yok denecek kadar azdır.

Balın Kullanım Alanları
Sofralık olarak kullanımı (Petekli, süzme, krem bal, meyveli bal, aromalı bal, kuruyemişli bal, polenli bal, arı sütlü, propolisli bal vb.)
Gıda sanayiinde besin elementi veya tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır.
Pasta ve fırıncılıkta tatlandırıcı ve bayatlamayı önleyici olarak kullanılmaktadır.
Şeker, şekerleme, helva reçel ve marmelat sanayii.
Süt, yoğurt, dondurma sanayiinde.
Alkollü ve alkolsüz içki sanayiinde.
İlaç sanayiinde (Öksürük şurubu vb)

Bal ve apiterapi
Balın besin içeriğinin insan sağlığına etkisinin yanısıra olağanüstü bir özelliği de vardır ki, bu özellik antimikrobiyal aktivitesidir. Balın bu özelliği nedeniyle Hipokrat zamanından beri hastalıklarda tedavi edici bir araç olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Eski Mısırlıların; cerrahi pansumanda, göz iltihaplarının tedavisinde, Çinlilerin ve Hintlilerin de; çiçek hastalığının yayılmasını önlemede hasta vücudunu bal ile kapladıkları bilinmektedir.

Orta çağda, yara ve yanıkların bal ile tedavi edilmesi, kulak iltihabında; kulağa balın akıtılması, difteri vakalarında; çocukların ağız ve boğazlarına içten balın sürülmesi ilginçtir. Bazı Nijerya yerlileri balı halen öksürük kesici olarak kullanmaktadırlar.

İnsan vücuduna etki eden çoğu mikroorganizma balda yaşamını sürdürememektedir. Bal, temas ettiği mikroorganizmaları öldürdüğü gibi içerisinde de barındırmamaktadır. Öyle ki Mısır piramitlerinde bulunan ve Postum'da M.Ö. 6. asra ait çömlekler, içindeki balların biraz katılaşmakla beraber vasıflarını hiç kaybetmemesi, balda mikroorganizmaların yaşayamadığını tarihi bir gerçek olarak göstermektedir.

Tıbbi literatürde, İngiliz ve Amerikan hastanelerinde birinci sınıf mikrop öldürücü olarak bal kullanıldığını, Almanya'da yara ve soğuk algınlıklarından kaynaklanan hastalıklarda, baldan bu yönü ile istifade edildiğini görmekteyiz. Alman Dr. Zaiss'in mikrop öldürücü olarak balı tentürdiyot'a tercih ettiğini belirtmesi de ilginçtir.

Balın yaraların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlamak için kullanımı 1981yılında Dünya Sağlık Formu tarafından da önerilmiş olup, Pharmaceutical Journal'da (Eczacılık Dergisi 1982) apse, çıban, göz yangıları, ishal, üriner sistem enfeksiyonları, dizanteri etkeni, deri ve ağız içi enfeksiyonlarına antimikrobiyal etkisinin olduğu rapor edilmiştir.

1992' de yayımlanan Bee World dergisinde, balın antimikrobiyal aktivitesi ile ilgili orijinal makalede Kur'an-ı Kerim'de ki konu ile ilgili ayetler verilmiş ve bu doğa üstü gıdanın insanlar için şifa kaynağı olduğu açıklanmıştır.

Balların antimikrobiyal aktivitesi için farklı mekanizmalar ileri sürülmüştür. İleri sürülen mekanizmalardan biri, balın sahip olduğu yüksek şeker konsantrasyonudur. Bir diğer sebebi de balda enzimsel olarak üretilen H2O2'dir. Üçüncü olarak da balın düşük pH'sıdır (ort. 3.2-4.5).

Balın çeşitli hastalıklara karşı tedavi edici özelliğini incelemek amacıyla birçok araştırma yapılmıştır. Bu konuyla ilgili ilgi çekici çalışmalardan birisi 1991'de King Suud Üniversitesi tarafından yapılanıdır. Yapılan bu çalışmanın sonunda gastrit ve oniki parmak bağırsağı ülserine sahip hastalara, alternatif bir tedavi olarak balın tek başına veya antimikrobiyal bir ajanla uygun bir bileşiminin kullanılması önerilmiştir.

Farklı bal tiplerinin antimikrobiyal etkileri arasında büyük değişiklikler vardır. Floral kaynakları farklı olan ballarda görülen varyasyon asitlik, ozmolarite, H2O2 ve diğer komponentlerin farklılığı nedeniyle olmaktadır. Lavanta, karahindiba, balçiği, ve kolza balları yüksek antimikrobiyal aktiviteye sahipken orman gülü, okaliptus ve portakal nispeten düşük aktivite göstermektedir.

Balın antimikrobiyal etkisini destekleyen bir başka bildirişte, eşit miktarda bal, çavdar unu ve zeytin yağı karışımı ile hazırlanan kremin günde üç kez kullanımı ile inek ve atlarda görülen ve kangrene dönüşen yaraları dahi tedavi ettiği sonucuna varan Lucke'nin bildirişidir (Lucke, 1935).

Bal, karaciğer rahatsızlıklarında da başarı ile kullanılmaktadır.

Bu başarıda balın antimikrobiyal etkisinin yanında, fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliği de önemli sayılabilir.

Balın çeşitli araştırmalar sonucunda, doku oluşmasını hızlandırdığı, yara ve yanık izlerini azalttığı (Arman, 1980; Dumronglert, 1983), bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir (Mikhailov, 1950). Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği görülmüştür.  kaynak : http://apiterapi.atspace.com

MUCİZE ÜRÜN " ÇAM SALGI BALI €,

Dünya da yalnızca güzel ülkemizin güney Ege ve Akdeniz bölgesindeki çam ağaçlarında birde komşu ülke Yunanistan'ın güneyindeki çam ağaçlarında yaşayan Basra canlılarının salgıladıkları beyaz sıvının işçiler tarafından toplanarak işlenmesi ile oluşmaktadır.

Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı olarak ta kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için daha çok tercih edilirler.

1.inci aşama, on binlerce Basra canlısının bir araya gelip bahar aylarında suyun topraktan ağaca yürümesi ile beraber çam ağaçlarının gövdesine tırmanırlar ve çam ağaçlarının gövdesinde çamın özsuyu ile beslenirler Bu oluşum insanlar tarafından rahatlıkla görülen pamuk benzeri tomarlardır. Temmuz ayı sonlarına doğru ağacın özsuyundan beslenmekte olan bu canlılar beyaz ve renksiz bir salgı oluştururlar bu salgı ağacın gövdesinde ince bir ip gibi sallanır,

2.inci aşama, önceden tarafımızca çalışma bölgelerine yerleştirilmiş atölyelerde ki işçiler yukarıda bahsedilen çam ağaçlarının gövdelerindeki çam özlü ip gibi sarkan ham haldeki salgıyı alırlar işlerler ve kendi atölyelerine taşırlar, atölyede bu taşıyıcı işçileri karşılayan diğer işçiler peteklerdeki gözlere bu balı taşırlar, taki petek gözleri doluncaya kadar bu işlem devam eder gider.

Dünyadaki çam balının %90'ı güzel ülkemin belirttiğimiz bölgelerdeki çam ormanlarında üretilmektedir. Kalitesi, hoş kokusu ve içerdiği zengin besin maddeleriyle dolu olan çam balımıza yurtdışından büyük talep vardır.

Çam balının en önemli özelliği, kıvamı bozulmadan yıllarca saklanabilmekle beraber çiçek ballarına göre daha koyu renkte olup keskin bir tadı ve çam ağacına özgü rayihası vardır.

İçerisinde bulunan "pinen" maddesin den dolayı nefes açıcı özelliğine de sahiptir.

Her sabah bir bardak ılık su ile karıştırılıp aç karnına içildiğinde kilo verdirme ayrıcalığına sahip müstesna bir baldır.

MUCİZE ÜRÜN " LAVANTA BALI ",

Karabaş otu olarak da bilinen Lavanta, güzel kokulu mavi ve beyaz renklerde çiçekler açan bir bitkidir

Lavantanın Faydaları:
Yatıştırıcı ve uyarıcıdır  İdrar ve gaz söktürür .Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır Romatizma şikayetlerini azaltır Mikrop öldürücüdür Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir Ateşli hastalara iyi gelir Özellikle Karaciğere çok faydalı olan Lavanta, karaciğerin düzenli çalışmasına yardımcı olur Bu özelliği ile karaciğer yetmezliği, hepatit B ve C, sarılık gibi hastalıklarda faydası görülür Lavanta çiçeği yağı kapalı göze kompres yapılırsa gözleri kuvvetlendirir ve rahatlık verir

Lavanta Nasıl Kullanılır?
Çoğunlukla kokusu için kullanılır. Lavantadan lavanta yağı ve  lavanta kolonyası elde edilir Kokusu tahtakurdu, güve gibi böcekleri uzaklaştırır Lavanta çayı, romatizma ağrılarını hafifletir, ayrıca saç derisine sürülürse saç dökülmesini azaltır Lavanta yağı bulantı ve kusmaları giderir Lavanta yağı ayrıca, başta egzama ve yanık olmak üzere sedef, akne gibi cilt rahatsızlıklarında kullanılmaktadır Yemek ve salatalara 2€“3 damla lavanta yağı katmak cinsel gücü arttırıcı etki gösterir Lavanta yağı zehirlenmelere ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceği için günde 5€“6 damladan fazla almamak gerekir Hamileler, emziren anneler ve alkol kullananlar Lavanta kullanmamalıdır

LAVANTA BALI ,

Şuan neredeyse tüm dünya insanlarının yaşamakta olduğu ekonomik kökenli buhran ve depresyonlarının tedavisinde kullanmakta oldukları anti deprezant ilaçlar ve önlenemeyen yan etkileri ile tümüyle bozulan sağlık dengeleri insan yaşamını her geçen gün daha ileri boyutlarda tehdit etmektedir.

Ballı yaşam ailesi olarak bizlerde, hepimizi etkileyen bu tehdidin sonuçlarını azaltabilmek için Lavantanın taşıdığı insanlar üzerindeki sakinleştirici ve yatıştırıcı değerlerini nektar olarak mucize varlık arı ile toplayıp bala dönüştürmelerini sağlayarak sizlerin tüketimine sunmayı görev ve iş olarak kabul ettik.

Ekimini gerçekleştirdiğimiz lavantalar Haziran- Temmuz ayları arasında mavi renkli çiçekler açar. İşte bu dönemde atölyelerimizi içlerinde işçileri ile birlikte anılan bölgeye getirir ve işçilerin açan çiçeklerden nektar toplaması sağlarız. İşçilerce toplanan nektar yine işçilerce bala dönüştürülerek atölyelerindeki peteklere yerleştirmeleri sağlanır.

PRATİK BAL TESTLERİ

Balın hakiki olup olmadığını anlamak için pek çok yöntem kullanılmaktadır, ancak bunların çoğu gerçek balı ayırt etmede yeterli olmamaktadır. Bir balın hakiki mi sahte mi olup olmadığının en pratik ve kolayca test edebileceği birkaç yöntem,

1-Bir kürdan yada benzeri ahşap parçasını biraz bal bulayın ve ateşle tutun;

-Gerçek bal yanmaz,
-Sahte bal çatır çatır yanarak kömürleşmeye başlar.

2-Bir bardağa su doldurun ve bir damla bal damlatın,

-Gerçek bal bardağın dibine doğru dağılmadan iner,
-Sahte bal bardağın dibine dağılarak iner.

3-Kürdan ya da bir benzeri ahşap parçası bala batırılır ve çıkarılır bal akmaya başlar ve bir süre sonra kopar,

-Gerçek bal kopmadan sonra yukarı doğru kendini çeker,
-Sahte bal kopmaz ve akmaya devam eder.

Tüketiciler tarafınca çok iyi bilinmesi gereken temel bilgi aslında bal buzdolabına konulmaz, güneş almayan bir yerde oda sıcaklığında muhafaza edilmesi gerekir.

Buzdolabında muhafaza edilen ballarda kristalleşme meydana gelebilir bu balın kesinlikle sahte olduğu anlamına gelmez zira Özellikle Avrupa ülkelerinde tereyağı kıvamın da krem bal tüketimi çok daha yaygındır.

Yukarıda belirtilen testler gözle tespit edilebilecek fiziksel testlerdir. Ancak gerçek bilimsel testler laboratuar ortamında ve ciddi kimyasal analizler ile sağlanmaktadır. C13 olarak ta adlandırılan bu testler. Uygulama ücreti de bir hayli yüksek. Ülkemizde bu testi yapan laboratuarlar mevcuttur.


Bazı şeyler değişmemeli, ne şimdi ne de gelecekte...